Metaliksiz

Bir Tekerlekle Başladı

Her şey birinin tekerleği bulmasıyla başladı. Önce çiçekleri ezdik o tekerle, sonra meydan okuduk, bize hayat veren, aş veren doğaya. Ağaçları köklerinden söktük, suları kuruttuk, canlıları katlettik… Şimdi en baştan alalım: Her şey birinin tekerleği bulmasıyla başladı. Sonra biri mızrak icat etti, başka biri balta yaptı, birinin canı yerleşik hayata geçmek istedi. Birisi koca bir ağacı kesip devirdi, başka biri geyik avladı, bir adam başka bir adamı tarlası için öldürdü... İnsanoğlu her geçen gün daha çok modernleşti. Masal gibi geliyor her şey, yaptıklarımızı akıllı bir canlı olmamıza bağlıyoruz. İnsanoğlu kendi kıyametini hazırlıyor farkında değil. Amazon ormanlarının içler acısı hali, kurutulan, sömürülen su kaynakları, doğaya kattığımız tonlarca geri dönüşümsüz atık ve dünyada iki milyardan fazla aç ve susuz insan. Rakamlara, örneklere çokta ihtiyaç yok aslında şöyle çıksak sokağa, gri beton bloklarının içinde, yaşam savaşı veren çok az yeşillik görürüz, bazen göremiyoruz bile. Oturup hayal ediyoruz sadece, balkon ya da camın önüne koyduğumuz saksılarla yetiniyoruz. Yeşili katledip yeşile boyuyoruz her şeyi. Aslı varken sahte, plastik çiçeklerle avunuyoruz. Farkında mısınız bilmiyorum her geçen gün daha çok bencilleşiyoruz. Bize kucak açan doğaya karşı daha nankör ve daha acımasız oluyoruz, daha çok beton ve daha çok üretmek için, daha çok kesiyor ve daha çok öldürüyoruz. Yaşadığımız gezegenin içinde nokta kadar bile değilken, hayatı her gün daha çok mahvediyoruz. Kürkünü giydiğimiz tilkilerde, tüyleri yastık olsun diye acımasızca yolunan kazlarda yaşamak istiyor sadece. Hayvanlar bile ihtiyacından fazlasına tüketmezken, insanoğlu haddinden fazla üretmekle meşgul. Her gün çöpe atılan tonlarca yiyecek, bir kere alınıp kenarda unutulan kıyafetler, ağaçlar kesilerek büyütülen tarla, ev yapmak için kurutulan koca su kaynakları, canı yandıkça yanıyor kâinatın ve biz kıyametimizi hazırlıyoruz. Amaçsız bir şekilde meydan okuduk doğaya ve tek taraflı bir savaş halindeyiz, onu yönetmek ve yönlendirmek istiyoruz gereksizce, bu amaç için yine doğayı kullanıyoruz. “İnsanoğlu doğayla girdiği savaşı kazanırsa, kaybedecek.” diyordu biri ve ekliyordu başkası “yeşili sev, ağacı koru, ayıyı öp… “ “Aman be bir daha mı geleceğim dünyaya” derken, ne gereği vardı israfın? Tuvaletlere bile “bulduğunuz gibi bırakın” yazıları asarken dünyayı neden bulduğumuz gibi bırakmıyoruz? Hadi her şeyi bırak, ormana git, deniz kenarına in, akan suya elini sok ve özür dile, kırdığın için, bencillik ettiğin için, gereksiz tükettiğin için özür dile. Bir daha yapmayacağım deyip barışın, yoksa üzülen biz olacağız.

Yorum Yap

Yorumlar

  • Image Alternative text
    berkayyurdakul

    Yasin Dağdelen'in IKAROS Fanzin adlı dergide yayınlanan yazısıdır.

    15 seconds ago Reply 8