Metaliksiz

İşgal

Evdeki haşerelerden kurtulmak için X ilaçlama firmasını ya da mahallesindeki sokak hayvanlarından kurtulmak için Y belediyesinin sokak hayvanlarıyla mücadele birimini arayan insan iki dakika oturup işgalci olduğunu fark etmiyor. Evet, işgalciyiz, kusura bakmayın bu bir gerçek ve ben bu gerçeği size ilan ediyorum. Hepimiz evimiz olsun, arabamız olsun, yatlar, katlar, yazlıklar derken işgal ettiğimiz doğayı ve ev sahiplerini yok etme mücadelesi veriyoruz. Kuyruğunu kıstırıp sizden kaçan sokak köpeği için üzülmüyor musunuz? Ya çöpü karıştırdığı için nefret ettiğiniz pis sokak kedileri. Gerçi hayvanlar için konulan su kaplarında sigara izmariti söndüren, kuşlar camın önüne konmasın diye dikenli tuzaklar kuran yine bizleriz. Bir de yetmiyormuş gibi kafeslere, küçücük kulübelere tıkıp kendimize eğlence çıkarıyoruz. Ne gariptir ki işgalci insan, sıkıldığında, bunaldığında, eğlenmek için, temiz hava almak için kendini parka, bahçeye özelliklede ormana bırakıyor. Yine aynı işgalci insan daha çok bina, daha çok ev, daha çok tüketmek için yine o nefes aldığı ormanları yok ediyor. Ne muazzam bir çelişki! Tarihin önemli devrimleriyle aydınlanan zihinlerimiz gittikçe daha çok karanlığa gömülüyor gibi. Sizin adınıza biraz endişeleniyorum. Teknoloji geliştikçe daha az yok etme eyleminde bulunmamız gerekirken yine eğlence olsun diye, sırf insanlık egolarımızı tatmin etmek için doğaya kırbaç üstüne kırbaç vuruyoruz. Müstesna örnekler yok değil Çevre Performans Endeksi (EPİ) raporuna göre İzlanda, İsviçre, Kosta Rika, İsveç ve Norveç gibi ülkeler geleceğin doğada olduğunu düşünüp çevreye ve doğa yatırım yapan bazı ülkeler. Bu rapora göre Türkiye epey son sıralarda (Tabii ki şaşırmadık). Bizdeki bu bitmek tükenmek bilmeyen istek ve arzulara ne zaman dur deriz bilmiyorum. Canımızdan çok sevdiğimiz, ufak bir olayda galeyana geldiğimiz ülkemizi ne kadar çok sevdiğinizi de sorgulamayacağım. Hani insan sevdiğine değer verir, onun için güzel işler yapar, güzel görünmesi için çabalar hatta kendini unutup onun için yaşar ya, hadi bizde doğamız için bunu yapalım. Beton gibi platonik aşklar yerine, reel olan, doğal, yeri doldurulamayacak doğamıza sahip çıkalım. Bir fidanla, kapının önüne koyduğun su kabıyla başla devamını sende isteyeceksin.

Yorum Yap

Yorumlar

  • Image Alternative text
    berkayyurdakul

    Yasin Dağdelen'in IKAROS Fanzin adlı dergide yayınlanan yazısıdır.

    15 seconds ago Reply 8